Toplanmış eşyalar…

Toplanmış eşyalar…

Penceremden baktığım bir an… Gördüğüm manzaram… -çocuklarımın hergün oynadıkları, benim işten gelmemi heyecanla bekledikleri, kaydırağa tersten çıkmanın& salıncakta ayakta sallanmanın keyfine vardıkları parkımız -aslında…

Başıma gelenler :))

Başıma gelenler :))

Yeni hayat başlayalı 11 gün oldu, aslında çocuklarda Ankara’da anneannede ama yine de tadını çıkaramadık… Hergün koli yapmakla uğraşıyoruz. İnsanoğlu ne çok gerekli gereksiz…

Korku yok genlerinde :)))

Korku yok genlerinde :)))

Anne son sürat eşya ayrıştırırken(toplamak demiyorum, ayrıştırmak diyorum, çünkü gidecek eşyadan çok kalacak eşyanız varmış aslında) İnsan ne çok şey biriktiriyor…oysaki 80 metre² evimizden…

İşe veda….

İşe veda….

O kadar çok ama o kadar çok şey var ki anlatacak…. Ama evi toplamaktan, kutular yapmaktan, ne gidecek ne gitmeyecek diye ayırmaktan helak oldum……

Gidiyoruz….

Aslında hayatımızın en yoğun günlerini yaşıyoruz… Hayatımızın en önemli kararını aldığımız günlerdeyiz…. Hayatımızda köklü bir değişiklik yaptığımız… Doğduğumuz, doyduğumuz topraklara veda etmeye karar verdiğimiz…

Bir diş hikayesi :))

Bir diş hikayesi :))

Hani Can’ın dişi kırılmıştı ya, dolgu demişlerdi… Babası aldı götürdü acıbadem’e… Sevgili doktorumuz dişçi olmasının yanısıra insan sarrafı çıkmış, bu işin babasıyla olmayacağını şıp…

Paylaşmak… Ama Kerem’le :))

Paylaşmak… Ama Kerem’le :))

Malum Can, ağustos ayında 2 yaşına girecek… Terrible two başladı, ama biz hala zeynep’le uğraşmaktan, can’ın zaman zaman gelen krizlerini pek anlamıyoruz bile… Ama…

Gözlüğüm şekil:))

Gözlüğüm şekil:))

Bu gözlüğü geçen eminönü ziyaretinde tezgahtan aldım… Aslında daha kaliteli bir tane daha var ama onu hiç sevmiyor, bu dandik malı ise görünce deli…

Kaşıkla yeme sanatı :)

Kaşıkla yeme sanatı :)

Bir meraklı bir meraklı kendisi yemeğe… Zaten pek çorba sevmiyor anası kılıklı, çatalla yenecek herşeyi kendi yiyor, doyana kadar hiçbirşeyini paylaşmıyor, doyduktan sonra tabağında…