2 sene önce taşındığımız Asya her gün bizi kendine biraz daha aşık ediyor… Geziyoruz geziyoruz daha listemizde onlarca yer var görelim dediğimiz…
En sevdiğimiz ülkelerin başında hiç şüphesiz Vietnam geliyor… Karış karış gezsem sıkılmam herhalde… Gittiğimiz her yer bizi kendine hayran bırakıyor…
Bu sene Paskalya tatilinde (Mart sonu) çocuklarla birlikte 1 hafta tatilimiz vardı…
Biz onlarla hala kültür turu yapmayı beceremiyoruz… Bizim için en kolayı gidip bir resortta tatil yapmak… Bu sene destinasyonumuz Phu Quoc’du…
Phu Quoc bana göre Vietnam’ın incilerinden biri…
Gitmeden gördüğüm fotografları beni kendine hayran bırakmıştı ve hiç yanılmadık…
Biz çocuklarla gittiğimiz için merkezin dışında iyi bir otel seçtik (Melia) otelimiz tek kelimeyle şahaneydi… Yeni bir otel olması sebebiyle bizleri mutlu etmek için ellerinden geleni yaptılar… Melia grubu zaten Asyanın en güçlü otel zincirlerinden biri. İlk gün girip pek beğenmediğimiz odamızı hemen havuza doğrudan erişimi olan bir odayla değiştirdiler… Ve bu çocukları mest etti. Odadan çıkıp doğrudan havuza atlayıp durdular…
Sahili şahaneydi… Havuzlar şahaneydi… İlk gün sürekli su yuttuğu için karnı ağrıyan Can’ı biraz sıcak havlu koysunlar diye alıp SPA’ya götüren babamız şahaneydi (her gün sabah akşam karnım ağrıyor diye SPA’yı doktor sanıp kendi kendine gidip, karnına sıcak havlu, sıcak taş masajı yaptıran Can en şahaneydi), havuz başında bile laptopunu kapatmayan İlker şahaneydi… Bana otelin mutfak şefiyle yarım gün Vietnam yemeklerini öğrenme şansı tanıyan otel şahaneydi… Nutellalı buzdan el yapımı dondurmaya bayılan Zeynep şahaneydi… Hergün 2 saat masaj şahaneydi… İlk gün havuzda tanışıp çocukların birbiriyle İngilizce konuştuğu, ikinci gün birbirimizin Türk olduğunu anladığımız Almanya’da yaşayan Mesut-Eda-Nisa ailesi şahaneydi…
Bu da benim ilk imovie denemem… Fena olmadı bence…














